Mystery Stories for the learners of Turkish Intermediate Level

838 words

 

TELEFON

 

Akşam Gangnam’daki ofisimden çıkıp direk eve gittim. Çok acıkmıştım. Karnımda Mozart’ın Moonlight Sonatası çalmaya başlamıştı. Eve giderken hemen hemen her akşam uğradığım Deli Heinzburg restoranına bu akşam gitmedim. Açtım ama bir o kadar da yorgundum.

Eve vardığımda karanlık her tarafı sarmıştı. Mutfakta kız arkadaşımın dün getirdiği poğaçalar vardı. Bir iki tanesini ağzıma attım ve neredeyse çiğnemeden yuttum. Sıcak bir kahve olsaydı keşke, diye düşündüm. Poğaçaları bitirdikten sonra kendimi bir anda mutlu hissettim. Dünyanın tüm enerjisi bende toplanmıştı sanki.

Mutlu bir şekilde banyoya geçtim ve sımsıcak suyla güzel bir duş aldım. Tokyo’da iken yağan kar altında girdiğim kaynar onseni hatırlattı bana bu sıcaklık. Japonya’dan ayrıldıktan sonra hiç girmemiştim böyle kaynar suya. Hemen küveti sıcak suyla doldurdum ve rahatça uzandım. Eski günleri hatırladım. Yüzüme dökülen kar tanelerinin buz gibi soğukluğu ve tüm vücudumu kaplayan sıcaklık dünyadaki tüm sorunları ve dertleri unutturmuştu bana. Gözlerim kapalı bir kaç dakika öylece yattım küvette.

Sakinliği telefon sesi bozdu. Salonda klasik telefonum vardı. Ve sesi o kadar yüksekti ki beni hayallerimden ve küvetten dışarı fırlattı. Üstüme beyaz bornozumu giyip telefona koştum. Ev telefonumu ancak kız arkadaşım biliyordu ve ancak özel durumlarda araması konusunda anlaşmıştık. Telefona yetişemedim. Biraz daha bekledim, yine arar mı diye. Ama bir daha çalmadı telefon.

Tekrar banyoya geçtim ve saçlarımı kuruladıktan sonra üstümü giydim. Acayip uyku bastırdı. Koltuğa oturdum ve telefona diktim gözlerimi. Tekrar telefon gelir diye düşünerek koltuğa yaslanıp biraz beklemeye karar verdim.

Yalnız iken kafamdan hep garip şeyler geçer. Tanımadık bir numarayı arayayım diye düşündüm. Aslında bunu hep yapmak istemiştim. Ahizeyi elime aldım ve rastgele bir numarayı çevirdim. Üç dört numarayı aradım. Akşam saati olmasına rağmen kimse telefona bakmıyordu. “Yeter artık”, vicdanım seslendi bana en son. “Yaptığın çok ayıp ama. Çocuk gibi davranıyorsun”. Tamam dedim, son bir kez daha. Çevireceğim numarayı düşünürken, aklıma bir anda kendi ev numaramı aramak geldi.

Kendi kendime telefon edersem kimse bakar mı acaba.

Delice bir düşünce ama neden de denemeyeyim ki?  Hem vicdanım da rahat eder. Kendi numaramı çevirdim. Telefon çağırmaz diye düşünüp ahizeyi bırakmak istiyordum ki, telefondan bir bayan sesi “Alo” dedi. Çok şaşırdım ve heyecanlandım. Kendimi arayayım derken yine başkalarını aradım mı acaba. Ahizeyi hızlı bir şekilde telefonun üstüne bıraktım. Biraz bekledim ve düşündüm. Numarayı yanlış çevirmediğimden emindim ama merakımı tatmin etmek için tekrar aramaya karar verdim.

Bir kaç saniye ahizeyi elimde tuttuktan sonra kendi ev numaramı dikkatle çevirmeye başladım. Son numarayı çevirip heyecanla bekledim. İçimden kendi kendime “Kimse açmasın, kimse açmasın,kimse açma….” derken, yine bir bayan sesi “Alo” dedi. Çok tanıdık bir ses olduğunu hissettim. “Mine, sen misin?”- diye kısık bir sesle sordum. Bir kaç saniye süren sessizlik sanki on sene sürmüş gibiydi. Sonunda, aynı bayan sesi “Kimsiniz?..bu numarayı nereden biliyorsunuz?” diye sordu. Artık emin idim – ses kız arkadaşım Mine’nin sesi idi. Ne yapacağımı bilemiyordum. Ona kim olduğumu söyledim. “Şaka mı yapıyorsunuz? Kimsiniz?” diye heyecanlı ve biraz da sinirli sesle konuşan Mine’nin daha sonra kimseyle konuştuğunu hissettim. Birisini çağırıyordu sanki. Sonra bir gürültü duyuldu. Bir kaç saniye süren sessizliğin ardından telefonda bu kez erkek sesi duyuldu. “Kimsiniz!?” diye sert bir ses kulağımı delip geçti sanki.

Kendimi tanıttım, “Bana inanmayacaksınız belki ama adım Gabriel ve kendi numaramı aradım. Numaram 555-1313-6666. Bu numarayı sadece ben ve kız arkadaşım Mine biliyor. Arayınca kimse açmaz diye düşünürken yanınızdaki bayan telefonu açtı. Sesi kız arkadaşımın sesine çok benzediğinden merak ettim ve ismi Mine mi diye sordum, o kadar.” Bunların hepsini tek solukta söyledim. Neden bu tanımadığım kişiye bu kadar açıklama yapmak zorunda kaldığımı da anlayamadım.

Karşı tarafta bir süre sessizlik devam etti. Sonra adam “İsminiz Gabriel ve kız arkadaşınızın da ismi Mine mi dediniz?” – “Bizimle şaka mı yapıyorsunuz?”. Hayır, ne şakası. Size doğruyu söyledim. Karşıdaki adamın daha sonra söylediği beni iyice deli etti. Onun da ismi Gabriel, kız arkadaşı Mine ve telefon numarası da onlara ait. Ne düşüneceğimi bilemiyordum. Ona, “Yanlış anlamayın ama, eviniz Deli Heinzburg’un olduğu sokağın orada mı?”.

Adam, bunu duyunca, “Bizi izliyor musunuz yoksa? Telefon numaramızı isimlerimizi ve şimdi de evimizin yerini bize söylüyorsunuz. Kimsiniz. Ne istiyorsunuz?”. Bunları duyunca kafam iyice karıştı. Ben uyuyor muyum yoksa? Bakın, efendim, sizinle şaka yapmıyorum. Ve sizi izlemiyorum. Sadece kendi evimi aradım ve anlattıklarım doğru. Adam, “Lütfen bir daha burayı aramayın. Bizi rahat bırakın, yoksa polise şikayet ederiz”. deyip bana bir şey söyleme fırsatını vermeden telefonu kapattı. Lavaboya gidip soğuk suyla yüzümü yıkadım.

O sırada Mine geldi. Her zamanki gibi mutfağa geçip yakındaki pastaneden aldığı ekmekleri mutfaktaki masaya bıraktı. “Neyin var?” diye sordu. “Yorgun görünüyorsun”. “Ne olduğunu söylersem inanamayacaksın.” “Anlat bakalım. İnanıp inanmamaya ben karar vereceğim.” diyerek koltuğa atladı. “Bir garipsin bu akşam. İşte bir şey mi oldu yoksa?”. Ona olanları anlatmaya başladım. Bana, bu tür şeyleri kafama takmamamı söyleyerek mutfağa geçip çay için su koymamı söyledi. Belki de haklıydı. Dediği gibi yaptım.

Mutfakta iken telefon sesi ve ardından Minenin sanki beni çağırdığını hissettim. Çaydanlığı ocağın üstüne koyup salona geçtiğimde Mine’nin elleri titreyerek telefonun ahizesini bana uzattığını gördüm. Yüzünde korkunç bir ifade vardı. Titrek sesle “Gabriel, telefondaki sensin!” dedi ve yere yığıldı. Hızlıca ona doğru koşup koltuğa yatırdım. Su vermek istedim ama Mine artık kendinden geçmişti lakin soluk alıyordu. Ahizeyi elime aldım “Kimsiniz!?” diye bağırdım…

Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s